2019 Berlin Maratonu Deneyimim

Bugün biraz geç kalmış bir deneyim yazısını sizlerle paylaşıyorum. Pandemiden önceki o güzel günlerden birinde 2019 Berlin Maratonunu koşarak ilk maraton deneyimimi yaşamıştım.

Daha önce Berlin Maratonuna katılmak için çekiliş hakkında kısa bir yazım olmuştu. Ona buradan ulaşabilirsiniz. Temelde 4 ana başlık altında deneyimlerimi paylaşmaya çalışacağım.

  • Maraton Fuarı
  • Maraton Öncesi Breakfast Run
  • Maraton Günü
  • Berlin Yeme/İçme Rehberi

1) Berlin Maraton Fuarı

Evet ilk olarak maraton fuarından bahsederek başlamak istiyorum. Dünyanın sayılı maratonlarından birine yakışır şekilde düzenli ve kalabalık bir fuardı. İnsanlara maraton öncesi keyifli bir an yaşatıyorlar. İlkte bu kalabalıkta numaramı, çipimi nasıl alacağım diye düşünüyorsunuz ama inanın sıra çok hızlı ilerliyor. En sonunda pasaportunuzu gösterip numaranızı ve çipinizi alıyorsunuz. 🙂 Eğer Çipiniz yoksa kiralama ücreti vermiş oluyorsunuz. Size kiralık bir çip veriyorlar. Bunu koşu bitişinden sonra iade etmeniz gerekiyor. Aynı bizim İstanbul’daki koşularda çipi geri istedikleri gibi. Tek fark eğer bunu iade etmezseniz, satın almış sayılıyorsunuz ve kartınızdan ücreti kesiliyor.

 Fuar alanına girişte size bileklik veriyorlar. Yarış gününe kadar bu bileklik bileğinizde olmalı. Uzun aylar, yıllar bilekliği hiç çıkarmayan kişiler mevcut. 🙂 Kolumdaki diğer bileklik ise Adidas Runners’a ait. Adidas Runners İstanbul’a dahil olduğum için bir çok fırsattan yararlanma imkanımız oldu.  Koşudan sonra bu bileklikleri mutlaka saklayın.

 Fuar alanında Türkiye’de bulamayacağınız bir çok marka farklı ürünü bulabilirsiniz. İhtiyacınız doğrultusunda bu markalardan alışveriş yapabilirsiniz. Örneğin “Maurten“. Ürünleri gerçekten çok kaliteli ve Türkiye’de bulmak imkansız. Zaten bir çok marka ürünlerini ücretsiz test ettiriyor. Aman dikkat karnınızı fazla şişirmeyin. 🙂 Bu ürünlerin dışında fuar alanında diğer koşu etkinliklerin tanıtımı da yapılıyor. İlginizi çeken yarış stantlarını gezerek bilgi alabilirsiniz.

Fuarın çeşitli alanlarında fotoğraf çekinmeyi unutmayın. Bu arada çeşitli yerlerde değişik stickerlar vb. oluyor. Maraton koşu sürenize göre bu stickerlar ile hatıralık şeyler yapabiliyorsunuz. Büyük ihtimal her sene benzer şeyler oluyordur. O yüzden fuarda sakın hızlıca numaranızı alıp çıkmayın. Biraz erken gelin ve tadını çıkarta çıkarta gezin.

Abartmadan birazcık da bira içebilirsiniz 🙂

1) Maraton Öncesi Breakfast Run

Şimdi sıra maraton’dan önce biraz onun havasını solumanıza yardımcı olacak Breakfast Run’da. Maratondan önce Cumartesi sabahı tüm koşucular için Breakfast Run düzenleniyor. Tamamen eğlence ve motivasyon amaçlı. Oldukça renkli, eğlenceli görüntüler ortaya çıkabiliyor. Mesafe ortalama 5-6 KM. Sizi yormayacak bir tempoda koşabilir, yürüyebilirsiniz. En önemlisi finish Olimpiyat Stadında oluyor. Finish sonrası hafif kahvaltılık ikramları oluyor. Sonrasında şehri kendinizi yormadan gezmeye devam edebilir veya büyük gün için dinlenme moduna geçebilirsiniz. Bu arada biz koşuculardan önceki gün Paten yarışı oluyor. Onu da izleyebilirsiniz.

Veee en sonunda Olimpiyat Stadındayız. Mutlu son.

Bu arada küçük bir not. Maraton zamanı şehirde gerçekten büyük bir ilgi oluşuyor. Çoğu mağaza maratona özel ürünler çıkartıyor. Özellikle Nike ve Adidas. Sonuçta her sene Berlin Maratonunda koşamıyoruz 🙂 Kendinize hatıra olabilecek bir çok ürün alabilirsiniz. Mutlaka bunun için bütçenizi ayırın. Ama en güzeli eğer Adidas’ın veya Nike’ın uygulamasını aktif olarak kullanıyorsanız maratona özel etkinliklerinden faydalanabiliyorsunuz. Burada Nike ve Adidas için örneklerinden bahsedeceğim.

  1. Adidas Runners
  2. Adidas Runners İstanbul grubunda yer alarak bir çok etkinliklerini katılıyordum. Ve Mobil uygulamasında belirli bir seviyeye gelmiştim. (Eğer aktifseniz çok rahat bu seviyeye gelebiliyorsunuz) İşte Adidas Runners Berlin’in burada bizlere çok güzel sürprizleri oldu. Koşu öncesi ve sonrası kendi lokasyonlarında bizleri ağırladılar. Ortam gerçekten harikaydı. Herkes birbirini motive ediyordu. Koşu sonrası(bira vb.) ve öncesi ikramları oldu. Eşyanızı bir yere bırakma derdini düşünmeden bizler için vestiyerleri vardı. Hep beraber koşu öncesi ısınmamızı yaptık ve start alanlarına geçtik. Bu arada diğer güzel bir yanı ise eğer Adidas Runners tişörtüyle koşuyorsanız özel fotoğrafçıları sizlerin fotoğrafını çekiyor. (Tabi zaten etkinliğin fotoğrafçıları bir çok fotonuzu çekmiş olacak ama bunun da ayrı güzel bir yanı var) Örneğin en son finishte son bir fotoğrafımı onlar çekti, işte burada.

  1. Nike Run Club 

    Bir diğer faydalanabileceğiniz imkan ise Nike mağazalarında oluyor. Burada Nike’ın koşu uygulamasını indirmeniz ve biraz aktif olmanız yeterli. Nike ise koşu öncesi hazırlanmanız için çeşitli imkanları bulunuyor. Cryopoint dedikleri soğuk terapi (adını tam bilmiyorum 😀 ) masaj aletleri vb. İstediğiniz 1 tanesini seçip uygulayabiliyorsunuz. Ben hep daha önce bir yerlerde görüp merak ettiğim için soğuk terapi şeysini denedim. Sırıttığıma bakmayın gerçekten çok soğuktu.

 

3) Maraton Günü

İşte en önemli kısma geldik. Maraton günü. Sabah erkenden kalkıp lobiye inip güzel ve hafif bir kahvaltı yaptım. Koşu alanına gitmeden önce tekrar bir tuvaleti ziyaret ettim 🙂 Sonra sıkıntı yaşamayalım. Tüm ekipmanlarımın tam olduğundan emin oldum.

Yarış sırasında kullandığım ekipmanlar/jeller:

  • SİS marka jel kullandım. Sanırım 4 tane jel kullanmıştım. Bir tanesi kafeinli diğerleri normaldi. SİS markasını tercih etmemin nedeni su bazlı olması. Yani kullanırken ekstra su tüketmenize gerek kalmıyor
  • Ayakkabı olarak çok sevdiğim ve alıştığım Nike Pegasus’u tercih ettim.
  • Bunun dışında fuar sırasında almış olduğum BİB Magnetleri oldukça işime yaradı. İğneyle vs hiç uğraşmadan 4 adet mıknatıs ile tişörtünüze çok rahat yapıştırıyorsunuz.
  • Saat olarak Suunto 9 Baro.

Buradan direk Adidas Runners Berlin ekibinin bulunduğu yere gittim. Herkes aşırı motiveydi. Türkiye’den gelen arkadaşlarla görüştüm. Sticker dövmeleri vücudumuzun her yerin yapıştırdık, ısınmamızı yaptık, son hatıra fotoğraflarımızı çektik ve yavaş yavaş koşu alanına gittik.

İlk maratonum olduğu için hedefim 4 saat ve altıydı. Her şey çok güzel ve planlandığı gibi gidiyordu. Maraton alanında sıramızın gelmesini bekliyorduk.

 

Veee o mükemmel an işte aynen böyle başlamıştı. Gerçekten inanılır gibi değildi. Bundan tam 1 sene önce Maraton koşacağımı üstelik bunun çekilişte çıkma şansı çok zor olan Berlin olacağı denseydi hayatta inanmazdım. Ama o an tamamen gerçekti ve Berlin Maratonunda koşuyordum.

Bu maraton gerçekten çok inanılmaz bir deneyimdi. Şunu çok net söyleyebilirim ki eğer ilk maratonumu İstanbul’da koşuyor olsaydım büyük ihtimal yarıda bırakırdım. Çünkü yalnız kalacağım çok zamanlar olacaktı. Ama Berlin Maratonunda yalnız kalmayı bırakın her saniye her dakika etrafınızda onlarca insan bulunuyor. Koşucu olmasa bile sizi destekleyen inanılmaz bir halk var. Koşuya başladıktan bir süre sonra yağmur inanılmaz bastırmıştı ve herkes sırılsıklam olmuştu.

Bu durum motivasyonumu biraz kırmıştı çünkü yağmur hiç hesapta yoktu. Beni etkileyen konulardan biri dediğim o yağmura rağmen insanlar çocuklarıyla sizi desteklemeye gelmişti. İnanır mısınız boş cadde / sokak yok! Her yer insan kaynıyor ve hepsi çılgınlar gibi sizi destekliyordu. Ufacık çocuklara koşarken çak yapıyorsunuz ve arkasından ailesi Go Beycan Go! diyor. (ismimiz önümüzde yazıyor oradan okuyor 😀 )

İşte tam 27.KM de pes etmeyi düşünmüştüm. Kafamda deli sorular dönmeye başlamıştı. Yağmur sırılsıklam etmiş hafif psikolojik yorulma başlamış. Ya ne olacak en kötü yürüyerek 6 saatte bitiririm gibi şeyler söyleniyordu kafamda. İşte tam o anda bu olay yaşandı. Burada insanın morali nasıl yerine gelmesin ki? Yine tam o anda bir karton gördüm aynen şu yazıyordu. “Sen Artık Bir Koşucu Değilsin, Maratoncu’sun” Evet yaa ben artık sıradan bir koşucu değilim dedim kendi kendime ben artık bir MARATONCUYUM. Bu beni fena gaza getirmişti. Hemen arkasından klasik mario oyunlarında mantar vardır ya. Onun kartonu vardı. Ekstra enerji için mantara tıkla yazıyordu. Koşarken hop bir dokundum mantara. Taa ta ta bana bir enerji yüklemesi geldi. İşte o andan itibaren durmadan koşuya devam ettim.

Belirli aralıklarla canlı müzikler vardı. Bunlar da gerçekten çok iyi oluyordu. Takviye stantlarının dışında halkında size ikramları oluyordu 🙂 Yaşlı bir amca sağolsun sonlara doğru tuzlu kraker ikram etti, çok iyi geldi. Hedefim 4 saatin altıydı fakat tam olarak bunu tutturamadım. 4 saat 5dk gibi bir sürede bitirdim. Hep o yağmur yüzünden. 😀

Ve işte o zorlu maratonun bittiği an. Bakmayın bu son fotoda sırıttığıma. 🙂 Maraton’u bitirdiğimde bir ara hafif bayılacak gibi oldum. Koşarken o yorgunluğu hiç hissetmiyorsunuz ama bittiği anda vücut kendini salıyor. Birazcık yere oturdum dinlendim. Acaba revirden yardım istesem mi diye bile düşündüm 🙂 Ama oturunca geçti. Tek sıkıntı hava inanılmaz soğuktu çok esiyordu. Ve ben terli tişörtlüydüm. Yaptığım hatalardan biri çanta almak yerine pançoyu tercih etmiştim. Hemen panço sırasına ilerledim. Ama o yeteri kadar korumuyordu 🙁 Bir kaç foto çekinip hemen Adidas Runners’ın olduğu yere gidip üstümü aldım. Doğruca otelin yoluna koştum.

 

Maratonu koşarken ya lanet olsun ne maratonu ya, bir daha hayatta koşmam derken bitirdikten sonra hedefim 6 büyük maratonu koşmak oldu 🙂

Sonrasında hemen baktım acaba hangisine başvurabilirim diye. Chicago ve New York’un başvuruları açıktı. 2020 için ikisini de başvurdum. Bilin bakalım ne oldu? İkisi de çıktı. Bu nasıl bir şanstır arkadaş dedim kendi kendime. Hemen plan yaptım. 2020’de Chicago, 2021’de New York’u koşar bu işi huzur içinde çözerim dedim. Peki sonra ne oldu? Korona belası çıktı bütün planların içine etti 🙁 Şimdi Chicago Maratonu’nu 2021’de koşmayı planlıyorum. Fakat vize alabilecek miyim hala belli değil.

4)Berlin Yeme/İçme Rehberi

Evet koştuk eğlendik, mükemmel bir deneyim yaşadık. Sırada bunun tadını çıkartıp rahat bir şekilde yemek-içmek var. Eee o kadar kaloriyi boşuna yakmadık. 🙂 Burada öyle çok geniş bir rehber paylaşmayacağım sanırım. Kısa süre içeresinde gittiğim ve memnun kaldığım yerleri paylaşacağım.

  • Factory Girl Berlin

Favorilerimden biri Factory Girl Berlin. Maratondan sonraki gün kahvaltı için tercih ettim ve erken saatte gittim. Oldukça memnun kaldım. Omleti ve sonrasında yediğim tatlısı inanılmaz lezzetliydi. Adı sanırım Coco-Anjela gibi bir şeydi. Eğer giderseniz mutlaka ama mutlaka denemelisiniz. Kahvesi, taze portakal suyu on numara. Çalışanları oldukça kibar ve güler yüzlü.

 

İşte o inanılmaz lezzetli bulduğum tatlı. Namı değer Coco Anjela. Sanırım Amsterdam’da yeni şubelerini açmışlar. Eğer oraya yolunuz düşerse uğrayabilirsiniz.

  • Evin Pasta

Adından da anlaşılacağı üzere Türk bir ailenin işlettiği makarnacı. Sanırım bölgede oldukça popüler. Maraton’dan 1 gün önce karbonhidrat yüklemesi için makarnacı ararken burayı buldum. Çok küçük ve tatlı bir restoranları var. Zar zor 1 kişilik yer bulmuştum. Makarnası oldukça lezzetli.

  • Five Elephant Coffee

Kahvesiz olmaz dedik. Maraton sonrası kafein ihtiyacının çoğunu buradan karşıladım diyebilirim. Gerçekten kahveleri çok leziz. Buraya gelirseniz mutlaka evinize çekirdek kahvelerinden de almayı ihmal etmeyin.

 

  • The Barn

Kafein ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir diğer kahveci ise The Barn. Burasıda hatırladığım kadarıyla çok küçük bir işletmeydi. Genelde insanlar kahvelerini alıp dışarı çıkıyordu. Burayı da listenize ekleyebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

  • Einstein Kaffee

Son kahvecimiz ise Einstein Kaffee. Burası biraz üçüncü dalga kahvecilerinden ziyade Starbucks tadındaydı. Yine de kahveleri idare eder lezzette. Ama tabi Berlin’e gelmişken diğer üçüncü dalga kahveciler ilk tercihiniz olmalı bence.

 

 

 

 

  • BrewDog Berlin Mitte

Birazda alkolden bahsedelim. 🙂 Berlin’de bir çok güzel biracı bulabilirsiniz. Bunlardan bir tanesi BrewDog.

Çok farklı lezzetlerde bira bulabilirsiniz. Farklı tatlarda bira denemek istiyorsanız burayı listenize eklemekte fayda var.

 

  • Mustafa’s Gemüse Kebap

Berlin’e gelip de döner yemeden dönmek olmaz. Bunun için oldukça meşhur olan hatta upuzun kuyrukları olan Mustafa’s Gemüse’e geldim. Şansıma çok az bir sıra vardı. Öncelikle et döner değil tavuk döner kullanılıyor. Ve bizim alıştığımızın tadın dışında soslu oluyor. Döneri lezzetli evet ama çokta abartılacak bir lezzet görmedim açıkçası. Ama tabi farklı lezzetleri denemekte yarar var.

  • Schnitzelei Mitte

Berlin’de güzel bir Şinitzel yemek istiyorsanız ziyaret etmeniz gereken yer Schnitzelei Mitte. Gitmeden önce mutlaka internet sitesinden rezervasyon yaptırmalısınız. Yoksa yer bulamayabilirsiniz. Şinitzeli, patatesi, salatası herşeyi on numara lezzetli.

 

 

 

  • Burgermeister ve Tommi’s Burger

Berlin’in en iyi hamburgercilerinden ikisi Burgermeister ve Tommi’s Burger. Farklı günlerde ikisini de denedim ve benim favorim Tommi’s oldu. Çoğu kişi Burgermeister’ı daha çok beğendiğini söylüyor. Fakat bana nedense çok sıradan geldi. Tommi’s Burger’in hamburgeri dışında tatlı patatesleri şahane.

Comments (1):

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: